SAHİH-İ MÜSLİM

Bablar Konular Numaralar

AHMED DAVUDOĞLU

208 NOLU HADİSİN ŞERHİ:

 

Bu hadisi imam Buharî (Rahimehullah) îman, Vesaya, Şehadat ve Edeb bahislerinde tahric ettiği gibi Tirmizi ile Nesai de rivayet etmişlerdir.

 

Va'detnıek: Hayırlı bir işi yapmaya söz vermektir. Şer için vaîd kelimesi kullanılır ve tehdid manasına gelir.

 

Hıyanet; emanette şeriatın hilafına tesarrufda bulunmaktır. Hadîsin üç cümlesinde, tehakkuka delalet eden (iza)nın kullanılması, bu üç şeyin münafık alameti olduklarına tenbih içindir. Keza mezkur üç cüm­lenin mef'ulsüz zikredilmesi ma'nanın umumuna tenbih içindir.

 

Hadîs-i şerifde münafık alametlerinin üç gösterilmesi bundan önce­ki hadîse muarız gibi görünüyor; çünkü o hadisde mezkur alametler dört idi. Maamafih aralarında muaraza yoktur. Zira o hadisdeki, «Va'dederse va'dinden döner.» cümlesiyle bu hadisdeki, «Kendisine (bir şey) emniyet olunursa hıyanet eder.» cümlesi ma'na i'tibariyle birdirler. Çünkü gadr de, kendisine emniyet olunan söz hususunda hiyanet etmektir.

 

Şerefüddın Tîbi diyor ki: «Bu iki rivayet arasında asla münafat yoktur. Zira bir şeyin bir kaç tane alameti olurda bazen bu ala­metlerden biri, bazen hepsi veya ekserisi zikredilebilir.*

 

Kurtubî de: «İhtimal Nebi (Sallallhu Aleyhi ve Sellem) onların bazı hasletlerini yeni Öğrenmiştir.»  demiştir. Bazıları nifak alametleri beştir diyerek iki hadisin arasını bulmuşlardır. Fakat evla olan: Adedin tahsisi maadasının ziyade ve  noksan kabul  etmeyeceğine  delil olamaz; demektir. Hasılı bu hadisdeki üç alametten münafığın sıfatı anlaşılıyor. Sıfatların üçe inhisar etmesi; kavi, fiil ve niyetin fesadına tenbih içindir. Yanî: «Konuştu mu yalan söyler.» ifadesiyle   kavlin   fesadına tenbih buyuruîduğu gibi «Kendisine bîrşey emniyet olunursa hiyanet eder,»   cümlesiyle fi'lin fesadına; «Va'dederse sözünden döner» ibaresiyle de niyetin fesadına tenbîh olunmuştur.

 

Ulemadan bir çokları bu hadisi müşkül saymışlardır. Çünkü hadisde münafık alameti olmak üzere gösterilen hasletler bazen tam bir müslümanda da bulunur. Halbuki böyle bir müslümanm küfrüne veya münafıklığma hükmedilemiyeceğine icma'ı ümmet vardır.  Bu hususda! bir Çok vecihler ileri sürülmüştür :                   

 

1- İmam Nevevî'ye göre hadisde işkal yoktur. Çünkü ma'nası şudur: Bu hasletler nifaktır. Bunların sahibi münafığa benzer ve müna­fık ahlakını almış demektir. Zira nifak; içinde gizlediğinin zıddını mey­dana çıkarmaktır. Şu hal mezkur hasletlerin sahibinde mevcuddur, ama onun nifakı yalnız konuştuğu,    va'dettiği ve ona emniyet eden kimseye mahsustur. Binaenaleyh; İslamiyet hakkında münafık değildir. Yani içinde küfrü gizlemiş sayılmaz.

 

2- Bazılarına göre hadis, ekseri ahlakı böyle kötü olanlar hakkındadır. Nadiren yapanlar hükümde dahil değildirler.     

 

3- Hattabi şöyle diyor: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bu sözü mezkur hasletleri adet edinenleri - bu hasletler! nifaka vardırır endişesiyle sakındırmak içindir. Gayr-i ihtiyari veya i'tiyad edinmeksizin nadiren yapanlara değildir. Bir hadisde: Tacir facirdir. Ümmetimin ekseri münafıkları da hafızlardır.» buyurulmuştur. Bunun ma'nası yalandan sakmdırmaktır. Çünkü yalan söylemek fücur ma'nasma-dır. Binaenaleyh bu hadis bütün tacirlerin facir olmasını icabetmez. Hafızlardan bazılarında amele karşı bir az samimiyetsizlik ve bir parça riya olabilir, ama bu onların hepsinin münafık olmasını gerektirmez. Nifak iki kısımdır: Biri nifak sahibinin dindar görünüp içinde küfrü gizlemesidir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanındaki münafıklar böyle idiler. Diğeri: dînî vazifelerini kimsenin görmediği yerde yapmamak başkalarının, gördüğü yerde yapmaktır. Buna da nifak denir. Nitekim bir hadisde : «Mu'mine sövmek fısktır; onunla çarpışmak da küfürdür.» buyurulmuştur. Lakin bu küfür hakîkî küfürden aşağı; bu fisk hakikî fısktan, bu nifak da hakîkî nifaktan aşağıdırlar.»                            

 

4 - Bazıları: «Bu hadis muayyen bir münafık hakkında varid olmuş­tur. Yalnız Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kimseniri yüzüne karşı sarahaten: «Filan münafıktır.» demez; işaretle anlatırdı. Mesela: «Bazı kimselere ne oluyor ki şöyle şöyle yapıyorlar?» derdi! Burada da o adam bununla bilinsin diye ona «ayet» lafzîyle işaret etmiştir » derler.

 

5 - Birtakım ulema hadisden muradın Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanındaki münafıklar olduğunu söylemişlerdir.j Bu münafıklar: «îman ettik» diyerek yalan söylemiş; dinlerine emniyet olun­duğu zaman hıyanet etmiş; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellemye din babında yardım va'dinde bulunmuş, fakat sözlerinden dönmüşlerdir.

 

Kaadî İyad, bir çok imamların bu kavle meylettiklerini söyler. Bu hadîsin tefsiri babında  Ata' b. Ebî Rebah'ın kavli bu olduğu gibi Hasan-ı Basri, dahi bu kavle dönmüştür. Ashabkiramdan  Abdullah b. Amr, İbni Abbas, Said b. Cübeyr (Radıyallahu Anhüm) hazeratının mezhebi de budur.

 

Bu babda rivayet olunan bir hadîse göre Basra'lı bir adam Ata b. Ebi Rebah.a şunları söylemiş: «Hasan- Basri'yi: Her kimde üç haslet bulunursa ben ona münafık demekten çekinmem :

 

a)    Konuştuğu zaman yalan söyleyen,

 

b)    Va'dettiği zaman sözünden dönen,

 

c)    Kendisine emniyet olunduğu zaman hıyanet eden...  derken işittim. Bunun üzerine Ata o adama şu sözleri söylemiş : «Hasan'ın yanına döndüğün vakit ona de ki: Ata' sana selam ediyor ve Yusuf (Aleyhisselam)ın kardeşlerine ne dersin? Onlar da konuştular yalan söylediler; va'dettiler sözlerinden döndüler; kendilerine emniyet olundu; hıyanet ettiler; münafık oldular mı? diyor.»Bundan sonra Ata' yanındakilere bakmış ve: Ulemadan size rivayet olunan şeylerin doğru olanlarını kabul, doğru olmayanlarını reddedin!» demiş.

 

Müslim şarihlerinden Ebu Abdillah el-Übbî Ata 'in bu i'tirazını beğenmemiş; ve: «Bu inkar Hasan'a teveccüh etmez. Yusuf (Aleyhisselam)ın kardeşlerinin yaptıkları, nadirattandır. Onlar bu yaptıklarında ısrar etmemişlerdir.» demiştir.

 

Nevevi hadisdeki münafık hasletlerini kendinde bulunduran bir müslümanın münafık olmadığına delil olarak mezkur hasletlerin Hz. Yusuf (Aleyhisselam)'ın kardeşlerinde de bulunduğunu ileri sürmüş-se de el-Übbî ona da i'tiraz etmiş ve: «Gerek eskiden gerekse şimdi olsun ulema bu temsili reddetmekte ve onu Nevevi 'nin takvası­na yakıştıramamaktadır...» demiştir. Rivayete nazaran Said b. Cübeyr bu nifak hadîsine merak etmiş ve onu Abdullah b. Ömer'le İbni Abbas (Radıyallahu Anhum) hazeratına sormuş. Onlar: «Buna biz de senin kadar merak ediyoruz.» demiş­ler. Bunun üzerine hep birlikte onu Resululiah (Sallallahu Aleyhi ve Selİem)'e sormuşlar. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gülmüş ve: «O sözlerden sîze ne? Ben onları münafıklara tahsis ettim. Konuşursa yalan söyler dediğim Allahın bana indirdiği

 

 «Sana münafıklar geldiği zaman)  [Munafikun 1] ... «ayeti hususundadır. Sizler de böyle misiniz?» demiş. Onlar; hayır! cevabını vermişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «O halde size bir şey yok; siz bundan berisiniz!» buyurmuşlar. «Va'dederse sözünden döner; dediğim Allah'u Tealanın:

 

«Onlardan bazıları: eğer bize fadl u kereminden bir şeyler verirse diye Allah ile muahede yapanlar...  [Tevbe 75] »  ayet-i kerimesi hakkındadır.

 

Siz de böylemisiniz? demiş. Hayır! cevabını vermişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): : «O halde size bir şey yok; siz bunlardan berisiniz» buyurmuş. «Emniyet olunursa hıyanet eder dememe gelince: bu da Allah Teala'nın bana indirdiği:

 

«Şüphesiz ki biz o emaneti göklere, yere ve dağlara arzettik... [Ahzab 72], ayet-i hakkındadır. İmdi dini hususunda kendisine emniyet olunan her insan görünür görünmez her yerde cünüplükden yıkanır; namaz kılar; oruç tutar. Münafık ise bunu yalnız görünür yerde yapar. Sizler de böy­le misiniz?» demiş. Yine, hayır! cevabını vermişler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Öyle ise size bir şey yok; siz bundan berisiniz.» buyurmuşlar.

 

6 - Huzeyfe'ye göre nifak kalkmıştır. Nifak yalnız Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellenı) zamanında vardı. Ondan sonra ya iman vardır ya küfür. Çünkü İslamiyet her tarafa yayılmış; insanlar İslam diyarında doğmuşlardır. Binaenaleyh kim müslüman görünür de içinde küfrü gizlerse mürted olur.

 

7 - Kaadi İyad: «Bu hadisdeki murad: İslamdaki umumî nifak değil mezkur hasletlerle içinde gizlediğinin aksini gösterme hususunda münafıkların haline benzetme yapmaktır. Böylesinin nifakî, konuştuğu, va'dettiği ve kendisine emniyet eden kimseye karşı olur.» diyor.

 

8 - Kurtubiy'e göre ise buradaki nifaktan murad, amele dair nifaktır.